DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C

İttihat ve Terakki’nin Kurucusu İbrahim Temo (3)

16.10.2020
A+
A-

 

 

 

 

 

Edirne’deki görevi tamamlandıktan sonra 1911 yılı ocak ayında İstanbul’dan ayrılarak Köstence’ye gitti.

Temo, Balkan Harbi sırasında yedi kişilik bir Rumen Kızılhaç heyetinin başkanı olarak 1913 yılında kısa bir süre için İstanbul’a gelmiştir. Yaşamını sürdürdüğü Mecidiye’de şık adlı Türkçe bir gazete yayımlamaya başladıysa da (Şubat 1914) fazla devam ettiremedi. Türkçenin Latin harfleriyle yazılması hakkında çalışmalarını sürdürerek bugünün Türkçe alfabesine benzeyen bir alfabe hazırladı, öğretmenlere dağıttı. Abdullah Cevdet’in İstanbul’da İçtihad dergisini bu alfabe ile çıkarmasını istediyse de bu düşünce uygulanamadı.

Arnavutluk’ta meydana gelen kral aleyhtarı hareketler üzerine Prens Wilhelm von Wied’in kurtarılması için Draç’a (Durazzo) gitti (1914). Üç ay sonra tekrar Mecidiye’ye döndü. Romanya I. Dünya Savaşı’na girince Temo da binbaşı olarak savaşta görev aldı. Mütarekeden sonra Paris Barış Konferansı’na giden Arnavut heyetine katılarak sınır tayini alt komisyonunda çalıştı.

Romanya’ya döndükten sonra Liga Poporului (Ahali Fırkası)’ye katılan İbrahim Temo, bu partiden Caliacra senatörü olarak 1920-1922 yıllarında Romanya Parlamentosu’nda görev yaptı. Partinin Mecidiye kazası başkanlığını 1937 yılına kadar sürdürdü.

Parlamentodaki görevi sırasında Romanya ile Sırbistan arasında Tuna üzerinde bulunan Adakale  nahiyesi ile ilgili çıkan bir sorun üzerine konuyu parlamentonun dikkatine sunarak adanın Romanya’ya katılmasına katkı sağladı Türk dergilerinde tıbbi ve siyasî yazılar yayımlamayı sürdürdü. 1936’da Balkan Birliği Tıp Kongresi’nin Romanya temsilcisi olarak İstanbul’a gitti. 1937’de Atatürk’ü Niçin Severim başlıklı 16 sayfalık bir broşür yayımladı.

1922 yılından itibaren İctihad ve Yolların Sesi gibi Türk dergilerinde tıbbî ve siyasî yazılar yazmaya devam etti. 5 Ağustos 1945’te Mecidiye’de vefat etti.

Temo’nun Bursa ve Balıkesir ziyaretlerini anlatalım. İbrahim Temo, Cumhuriyetin ilanından sonra sık sık Türkiye’ye gelmiştir. Bu ziyaretlerin birinde yolu Balıkesir’e düşer. Balıkesir’de yeni yapılan Hastaneyi ziyaret eder. Başhekim ve diğer hekimlerle beraber hastaneyi gezerken bir hasta koğuşunun duvarında Cemiyeti beraber kurdukları Doktor Çerkes Mehmet Reşid Bey’in resmini görünce çok duygulanır.

Başhekim, “Şehrimizin mutasarrıfı iken hastahanemizi yeniden yaptıran bu fikirdaşınızı Gülhane mektebimizin, gülü ittihadın ilk kurucusu olduğu için teberrüken resmini astık” dediler. Ben o resmin karşısında onun iyi kötü işlerini hatırıma getirmeden, elim kalbimin üzerinde bir dakika maziye teveccühen düşündüm, gözlerim yaşla doldu. Muayene odasına gittiğimde, Mehmed Reşid’in vatana olan hizmetinden bahsettikten sonra arkadaşlara:

Sakın sanman hayalin bu kartona düşen şekli,

Ebed âdad elektronlarla her daim müzeyyendir.

O menkuştur ezelden safhai vicdanı millete,

Silinmez; çünkü ressamı onun, nunvelkalemdendir

diye yazar.

Temo, Balıkesir’den Bursa’ya geçer.

Bursa’da Banyoları gezdiği sırada Kükürtlü’den Çekirge’ye çıkarken cadde üzerinde hürriyeti müteakip Meclis-i Mebusan’a başkanlık eden Ahmet Rıza Bey’i, kızının elinden tutarak dolaşırken görür. Temo’nu yanında eşi ve kızı vardır. Karşılıklı hâl hatır faslından sonra, Ahmet Rıza Bey uzun sakallı başını sallayarak: “Eh Temo Bey arkadaş, biz bunun için mi çalıştık, vücut yıprattık, bu neticeyi mi bekliyorduk” diyerek teessüflerini gösterir.

Temo, “Azizim elbet bunu beklemezdik, lakin hürriyetin ilanından sonra arkadaşlarınızın tuttukları zigzaklı yol ve uzağı görmemelerinden başka ne beklenirdi. Beni vatandan ikinci defa kaçırdınız, şimdi tekrar nefes almaya, bu mübarek topraklara yüz sürmeye geldim. Sabır edelim, çalışalım, ümidi kesmeyelim” diye cevap verir. Temo, çekirgeye çıkarken sağdaki mezarlıktan bir ağlama sesi duyar, mezarlığa girip baktığında yeni kırılmış bir mezar taşını görür. Mezar taşını okuyunca mezarın Karagöz’e ait olduğunu anlar.

Mezar yaşında bir manzume vardır:

Derğehi âli abade müstakim ol kemteri

Gösterir vahdet ilin kalkıkta kesret perdesi.

İkinci gelişinde müzeye dönüştürülmüş Ulucami medresesinin koridorunda görür (Yeşil Medrese olmalı 1923 yılında Türk-İslam Eserleri Müzesi oldu). Bu durum, Temo’yu rahatsız eder. İstanbul’da yayımlanan Karagöz gazetesine bir mektup gönderir ve mezarın bakıma alınması ve mezar taşının tamiri konusunda önayak olmalarını ister ama gazeteden ses çıkmaz.

Atatürk, hiçbir pakta üye olmamış ama batıda Balkan Antantını (9 Şubat 1934), doğuda ise İran ve Afganistan’ın katılımıyla (8 Temmuz 1937) Sadabad paktını kurmuştur.

1936 yılında Balkanlar İttihadı Tıp Kongresi İstanbul’da toplanır. Romanya’dan gelen heyette İbrahim Temo da vardır. Temo ve kongreye katılan doktorlar Yalova’ya oradan da otomobillerle Bursa’ya gelirler. Bursa’dan Uludağ’a çıkarlar. Zirveye yakın bir yere inşa edilen genç dağlılar misafir evine giderler. Burada kendilerine çay ikram edilir.

Yaşı 74’ü bulmuş olan Temo, “Uludağ’a bir asansör konsa da, benim gibi yaşlıların bacaklarının imdadına yetişilse” der ve Uludağ için şu şiiri yazar:

Uludağdan hitah erdi, dedi ki bak ey gafil,

Benim turuma çıkmışken beni dinle kulak ver sen

Yapış damanına ilmin bu esrarı bulup faş et,

Ne kuvvet var tabiatta görüpte aczini bil sen,

İşit Musa kulağı ile, Muhammed göziile bak gör,

Atıl hikmet kucağına demadem durmayıp Yüksel.

İbrahim Temo, 1939 yılında yazdığı hatıratında halen Bursa’da yaşayan emekli bir tabip binbaşıdan bahseder: Arif Hikmet Bey.

İbrahim Temo, Sultan Abdülhamit’e bir suikast planlar. Eylemi Romanya’nın Tutrakan bölgesinde öğretmenlik yapan Arif Hikmet Bey gerçekleştirecektir. Rumeli köylüsü kılığına giren Arif Hikmet Bey, yanında bombalarla İstanbul’a gelir. Sultanahmet civarında keşif yaparken bir arkadaşı onu tanır. Arkadaşını çeşitli bahanelerle atlatmayı başaran Arif Hikmet Bey, takip edildiği şüphesine katılır ve kiraladığı bir kayıkla bombaları denize atar.

İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti’ni uranlardan İshak Sûkuti San Remo’da tedavi görürken veremden ölür. İbrahim Temo yaşamını Romanya’da sürdürür. Çerkes Mehmet Reşid Bey İttihat ve Terakki’nin iktidarında ön saflarda görülmez. Mütareke imzalandıktan sonra Diyarbakır Valisi olduğu dönemde Ermenileri tehcir sırasında soykırıma uğratmak suçlamasıyla Bekirağa Bölüğü’ne hapsedildi ve idama mahkûm edildi.  Hapisten kaçmayı başaran Reşid Bey, polis tarafından kuşatılınca intihar etti.

Diğer kurucu Abdullah Cevdet Bey, devrimden sonra hemen İstanbul’a dönmedi. 1910’da İstanbul’a döndü, siyasete girmedi. Kendi matbaası İçtihad Evi’ni kurdu. “Kütüphane-i İçtihad” dizisini yayımladı. Cağaloğlu’ndaki evi, aydınların sık sık gelip gittikleri, tartıştıkları bir mekân hâlini aldı ve bu özelliği, Abdullah Cevdet Bey’in vefatına kadar da sürdü.

Eserleri:

İbrâhim Temo, yukarıda belirtilen dergilerde yazdığı makaleler ve risâle:

-Aile Tabibi (İstanbul 1308);

-Tagaddî ve Devâm-ı Hayat (İstanbul 1312); Kuduz Hastalığı Üzerine Varaka-i İmtihâniyye: Thèse sur le rage (İstanbul 1313, mezuniyet tezi);

-Hareket (İstanbul [Bükreş] 1313); Tabâbet-i Avam ve Hıfz-ı Sıhhat (Mecidiye 1925);

-Atatürk’ü Niçin Severim (Mecidiye 1937),

-İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin Teşekkülü ve Hidemât-i Vataniyyeü

-İnkılâb-ı Millîye Dair Hâtırâtım (Mecidiye 1939) adlı kitapları kaleme almıştır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sikiş porno sex porno seyret porno porno izle hack forum