DOLAR 16,7832
EURO 17,4971
ALTIN 974,661
BIST 2443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa °C

ZEN VE MOTOSİKLET BAKIM SANATI

04.10.2020
A+
A-

 

 

Bilim felsefesinin filizlenmesinde ve dallanıp budaklanmasında başrolü oynayan filozoflardan Karl Popper’ın öğrencisi olan, bilim felsefesini konumlandırma yoluna çıktığında hocasından etkilenen ancak daha sonraki yıllarda özelde onu, genelde rasyonalizmi, rasyonalizmin aklı tahakkümü altına almasını sorgulayarak kendi çizgisini belirleyen Paul Karl Feyerabend’in Özgür Bir Toplumda Bilim, Yönteme Karşı ve Akla Veda isimli eserleri Türkiye’de ilk kez yayımlandığında Feyerabend ve zihniyeti, bu sorgulama sürecinin Türkiye’de de gerçekleşmesi gerektiğine inanan, bir elin parmaklarını geçmeyen isim dışında, hakaretamiz eleştirilere maruz kalmıştı.

Eleştiri sınırını, hakarete bir an önce ulaşmak için geçenlere göre Feyerabend, süregelen rasyonel yöntemi reddederek, Akla Veda diyerek, taassuba, bağnazlığa giden yolu açıyor, modernizmin ve teknolojinin geçer akçe olduğu bir dönemde okurlarını Orta Çağ’ın karanlığından nasiplendirmeye çalışıyordu.

Bu şekilde düşünerek Feyerabend’i kendilerince cezalandıranlar, sanıldığı gibi, muhafazakâr, mutaassıp olarak tanımlanan insanlar değildi. İmparatorluktan ulus-devlete devreden mirasın Türkiye’de bir Aydınlanma dönemi yaşattığına inananlar ve onlarla, pratikte ayrı bir yerde durduklarını söyledikleri halde, aynı teorik zemini paylaşan, kültür, sanat ve edebiyatta Toplumcu-Gerçekçi söylemi benimseyen, felsefi arka plana da illaki Ortodoks Marksizm’i yerleştirenlerdi.

Sözü edilen kitapların Türkçe çevirilerini yayımlayan Ayrıntı Yayınları ise, Ortodoks Marksist anlayış başta olmak üzere, Rasyonalizm, Hümanizm, Aydınlanma gibi düşünce hareketlerinin sadece dışarıdan değil, içeriden sorgulanması ve böylece, Ortodoks, sekter ve aynı zamanda konformist olmayı kabul etmeyen yeni bir dünyaya yelken açılması gerektiğine inananlarca kurulmuştu.

Robert Maynard Pirsig’in kaleme aldığı, “Türkçe Söyleme”nin inceliklerine vâkıf mütercimlerden Süha Sertabiboğlu’nun  Türkçeye kazandırdığı, Değerlerin Sorgulanması alt başlıklı Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı isimli, 2013 yılında onuncu baskısını yapan kitap da yine bu yayınevinden çıkmıştı ve bu kitap da ilk baskısı gerçekleştiğinde, sözü edilen topluluk tarafından görmezden gelinmişti.

1928 yılında Minneapolis’te dünyaya gelen, Minnesota Üniversitesi’nde; felsefe, kimya ve gazetecilik tahsilinden geçen, Hindistan’daki Benares Hindu Üniversitesi’nde Doğu felsefesi üzerine çalışan Pirsig’in başlangıçta, kısa ve hafif bir felsefi deneme olarak yazmayı tasarladığı bu eser de, Feyerabend’in kitapları gibi sadece Türkiye’de değil, kaleme alındıkları ülkelerde, sanıldığı gibi geniş bir okur kitlesinin ilgisine mazhar olmamıştı.

Pirsig’in kitabı yüz yirmi bir yayıncı tarafından reddedilmişti. Yüz yirmi ikincisi ise, kitabın standart avansını ödedikten sonra, yayıncılık etiğinin gereklerini hesaba katarak kitabın okurla buluşmasını sağlamış ve amacı çok satmak olmayan kitap, çok kısa bir sürede Çok Satan Kitaplar listesindeki yerini almıştı.

Kitabını yayımlatma eziyeti çeken tek imza  Pirsig, bu eziyetten ziyadesiyle nasiplendikten sonra,  Çok Satan Kitaplar listesinde arz-ı endâm eden tek eser, Değerlerin Sorgulaması alt başlığını taşıyan Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı değildir.

Pirsig’ten yıllar önce James Joyce da Ulysses’ı yayımlatırken ecel terleri dökmüş, gün yüzüne çıkarma aşamasında Joyce’a cefadan cefa beğendiren kitabı vitrinlerde yer bulur bulmaz Çok Satan Kitaplar kervanına katılmıştır. Hatta Türkçe çevirisi adeta yılan hikâyesine dönen Ulysses, Yapı Kredi Yayınları’nca okurla buluşturulduğunda, Türkiye’de çok satılmak amacıyla yayımlanan kitapların rekorunu egale etmiştir.

Joyce’un hayatı, hummayı muamma içinden okuyan bu sürece tanık olmaya yetmezken Pirsig, sözü edilen bu kitabın devamı olan Ahlakın Sorgulanması alt başlıklı Lila’çok satmanın yazarda ve eserde niteliğin dejenerasyonunu beraberinde getirmesi gerekmediğini belgelemek için yazmıştır. Pirsig’in ikinci kitabının Türkiye’deki yayın hakkını da Ayrıntı Yayınları almış ve kitap yine Sertabiboğlu’nun “Türkçe Söyleme” maharetiyle, kadir kıymet bilen okura doğru kanadını açmıştır.

Joyce’u ve Pirsig’i yayıncılar sadece; ağır, derin cümleler kurdukları için yüz geri etmemişlerdir. Onların reddedilmesinde, yukarıda sıralanan kavramları sorgulamalarının, dışarıyla ilgili tespitlerde bulunmaktansa, içeriyle daha fazla ilgilenmemelerinin hatta bu ilgiyi, sorguyla birlikte eserlerinin merkezine oturtmalarının payı büyüktür.

Kapısı aşındırılan yüz yirmi ikinci sıradaki yayıncının, yayıncılık etiğinden haberdar olması sayesinde yayımlanan kitabında da Pirsig yolculuğunu ve doğal olarak sorgulamasını, yüzeyde değil, derinde, yüzeyin değil, derinin derininde gerçekleştirdiği için karşılaştığı ilk yayıncıdan onay alamamıştır.

Kitabı derine inmeden okuyanlar,  bir adamın, oğlu ve iki arkadaşıyla gerçekleştirdiği uzun bir motosiklet yolculuğunun izini süreceklerdir ancak Pirsig’in amacı sadece bu yolculuğu anlatmak değildir.

Bu yolculuğa Pirsig aslında, niteliği, değerleri ve bunları konumlandıran aklı tahakküm altına alan Akıl Kilisesi ile hesaplaşmak için çıkmıştır.

Sözü edilen sorgulama perdesi Pirsig’ten önce, Akıl Tutulması isimli eserini yazan Max Horkheimer ve onun da içinde bulunduğu Frankfurt Okulu’na mensup düşünürler ve Feyerabend tarafından açılmıştır. Pirsig, teorik alanda açılan perdeyi, kurgusal dünyada araladığı için önemli bir yerde durmaktadır.

Yukarıda adı geçen eserlerinde Avrupa’nın Bilim Kilisesi oluşturma süreciyle hesaplaşan Feyerabend’in düşüncelerini bu kitabına taşıyan Pirsig de kıta Amerika’sında oluşturulan Akıl Kilisesi’ ni hedef tahtasına oturtmak için bu yolculuğa çıkmıştır.

Pirsig’e göre bu kilise, varlığını, Aydınlanma Çağı’na, rasyonalist anlayışa ve bu gelişmelerden farklı bir yerde durmayan Amerika’nın keşif süsü verilen sömürgeleştirilmesine borçludur. Bu süreç, Amerika’yı hem maddesinden hem de manasından uzaklaştırmıştır. Pirsig de, kendisinin kitaptaki yansıması olan Phaedrus ve oğlu başta olmak üzere diğer ana karakterlerini, bu uzaklığa neden olan Akıl Kilisesi ile hesaplaşmak ve uzaklığı ortadan kaldırmak adına Zen düşüncesiyle bağ kurdurmak için yolculuğa çıkarmıştır.

Pirsig’ten yine yıllar önce Thomas Mann, Değişen Kafalar adını verdiği romanında Hindistan’a ve Zen düşüncesine direksiyon kırmıştır. Romanına, Avrupalı bir karakter katmayan Mann’ın. amacı, kendisinden önce İngiltere’nin; Rudyard Kipling, Edward Morgan Forster gibi İngiliz yazarlar aracılığıyla, Hindistan’ı kültürel emperyalizmin nesnesi haline getirmesini protesto etmektir.

Pirsig’in; Amerika’nın stilizasyona mahkûm edilmiş kentlerinden, sapa dağ yollarından, ucu bucağı olmayan düzlüklerden geçen ve nihayetinde bir okyanusa ulaşan ana karakterleri ise yok saymayı değil, bir uzlaştırmayı devreye yerleştirmek için mesafeleri kat etmişlerdir.

Mesafeler kat edilirken sadece Zen düşüncesiyle değil, Antikite ile de bağ kurulmuştur ancak bu bağ Türkiye’de, ulus-devlet paradigmasından medet umanların yaptığı gibi, Antikite’den katışıksız bir ırk devşirmek amacıyla kurulmamıştır. Bağın amacı, Amerika’nın üzerine ölü toprağı serpilen kültürünün özüne inmek ve bu özü, özü dejenerasyona uğramamış diğer anlayışlarla harmanlamaktır.

Geçilen yerlerin biçimsizliğinin nedeninin keşif süsü verilmiş sömürgecilik ve artık dizgin kabul etmeyen teknoloji olduğunun bilincindeki Pirsig, teknolojinin değil, teknolojinin yanlış bir şekilde kullanılmasının asıl sorunu yaşattığını bu yolculukla karakterlerine ve okuyucularına kavratmıştır.

Pirsig’e göre aklı, teknolojiyi ve diğer kavramları Akıl Kilisesi yönlendirmektedir. Bu yüzden de bu kurumu hayatın dışına atmak gerekmektedir.

Akıl Kilisesini disiplinler arasında bağ kurarak kurgusal bir eserde çuvaldızlayan, bakımına girişilen motosikletin, aslında insanın kendisi olduğunu vurgulayan Pirsig’ten ve bu eserinden Türkiye’de, Ayrıntı Yayınevi yayın programına almadan önce, odaklandığı konular ve gerçekleştirdiği iç sorgulama dolayısıyla, hem ulus-devlet paradigmasına sımsıkı sarılanlar, hem de Ortodoks Marksistler tarafından dışlanan ancak, kıymeti kendisinden menkul her edebiyatçı gibi, bu dünyadan göçüp gittikten sonra kıymeti anlaşılan ancak hakkı, hakikaten hâlâ temsil edilemeyen Oğuz Atay ilk kez söz etmiştir.

Türkiye’den; Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Kemal Tahir; Türkiye dışından Elias Canetti, Robert Musil James Joyce gibi edebiyatçılarla arka planını sağlamlaştıran Atay’ın, Pirsig’ten ve eserinden, Pirsig ve eseri Türkiye’ye “Merhaba!” demeden önce söz etmesine şaşırmamak gerekir zira, Atay’ın arka planını sağlamlaştıran edebiyatçılar, Ortodoksluk, sekterlik ve konformizm tuzaklarına düşmesine engel olmuşlardır.

Arka planındaki edebiyatçılarla birlikte Atay’ın sözü edilen tuzaklara düşmemesinin bir nedeni de, aklın, düşüncenin sadece yolda olduğunu bilmesi değil, aklı ve düşünceyi yolun bizzat kendisi olarak konumlandırmasıdır. Bu tavrı onu, kendisinden kilometrelerce uzaktaki bir felsefeci yazarla buluşturmuştur.

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinin Türkiye’sinde ikâmet eden bir yazarın, kendisinden kilometrelerce uzakta olan bir yazara,  aslında teknoloji sayesinde daha yakın olması gerekirken olabildiğince uzaklaşmasının, kendisiyle ve doğal olarak okuruyla arasına uçurum yerleştirmeye çalışmasının sorumlusunun yaşanan çağın kendisi değil, çağın nesnesi olmaktan kurtulamayan ve doğal olarak kendisine ait bir yolda ilerlemek şöyle dursun, yolun kendisi olamayan yazarın ve okurun bizzat kendisi olduğunu vurgulamak gerekir.

 

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

sikiş porno sex porno seyret porno porno izle hack forum